Thursday, January 04, 2007

Bilememezlik...

Ne yapacağımı bilmiyorum bugunlerde; huzurlu olduğuma inanıyorum ama huzursuzum. Neden bilmiyorum, neyi bilmediğimi bilmeyi çok istiyorum ama. Artık bu belirsizlik bitse...

Galiba burada durmamın da bir anlamı yok. Zaten vakit bulunca Yaren'in sayfasına yazıyorum, burada boşuna bir yer kaplıyorum sanırım. Yaren'in blogunun adını mı değiştirsem aceba:))"Yaren ve teyzesinin maceraları" (Hem böylece haliyle herkes "kızınız da şöylemiş böyleymiş demez:))buna mahal verdiğimi kabul ediyorum tamam:))

Blog ismini değiştirme konusunda ciddiyim, ve burayı kullanaaaamama konusunda da, zaten buranın ayarlarıyla da oynadım, düzeltemedim de:) İlerleyen günlerde kararımı açıklayacağım, kamu oyuna!!!! Tabi önce şu seminerimi verip, doktora yeterlik sınavıma gireyim de bir hayırlısıyla... Herkese mutlu yıllar, güzelliklerle karşılaşmak dileğiyle...

Sunday, December 03, 2006

Uheeuuuuu az biraz bahsedeyim, niye bu kadar meşguldüm...

Bitti. Bitti ama ben de bittim. Bi ara dedim olmayacak. Çünkü bir senet imzalamam ve 3 de kefil bulmam gerekiyordu, ben doktora bittiğinde (inşallah) geri dönmez, ya da gelip de beni atadıkları kurumda çalışmazsam diye bir nevi garanti için. Ben bu kefil işini halledemedim (Önce) İlk başta bizim fakültede bi memur dedi, ben yardımcı olayım,nolcak, senin işi görülsün falan filan, o öyle deyince umutlandım da. Bir de 5yıllık çalışma istiyorlar. Neyse diğer ikisi de ablamlar oldu. 3ü tamamladık, notere gidecez, adama gittim, önüme bi senet koydu, o da garantiye alacakmış kendini, dedim öle şey olmaz, hani yapılacak birşey varsa bu konu için noterde bişiler yapalım ama öl açık seneti nasıl imzalayım dedim, onu da arkadaşları nasıl güveniyorsun, ya gidip dönmezse,bari sen de aynı miktarda paraya senet al elinden demişler. Neyse biz o gün noterde kalakaldık. Eniştem istanbuldaydı, noterdeki adam sağolsun hemen i vekaletname hazırkadı fax çektik, eniştem de vekalet verip ablama bu işi hallettik. Bu paragraf kadar kısa olmadı ama yazarken bile sıkıntıya giriyorum keseyim noter faslını.

Öncesinde ise sağlık raporu (Tam 1 haftamı aldı, kan, röntgen,7 tane doktor 140ytl:), transkript, mezuniyet belgesi onayı, onların verdiği bir top kağıtın; güvenlik soruşturması, bilgi formu, özgeçmiş vs. doldurulması, bissürü fotoğraf yapıştırma vs. ile geçti 2 haftam.

Bu dönem; bu dönem derken bu 2 hafta yani; kürsüye de pek gittim sayılmaz, zaten ben toefla başlıcam sanırım, aslında bunda tam emin deilim, başlıycam ama bakanlık yurtdışına hemen gönderebiliriz kurs için falan diyormuş, toefl kursu 1 aygerçi ne kaybederim diyorum. Gerçi kürsüde 1 seminer ve 1 de yeterlik beni bekliyor ama önceliğim toefl şu an.

İşte böle geçti 2 haftam ama ben hala bi tuhafım. Seneti imzalarken sanki hemen gidiyorumuşum gibi hissetim, Avustralyaya gidersem ne olur, ikinci seçeneğim Hollandaya gidersem ne olur diye çok amaçooook düşündüm. Hala bu kararı vermiş değilim ama sanırım Avustralya ya gidicem, işte o zaman yareni özledim deyip Hollandada yapabileceğim gibi 3 saatte evde falan olamayacağım. Hoş Hollanda olsa çat pat eve geleceğiden değil de işte yakın olmasından biraz da, belki yani, bilmyorum. Hayırlısı olur inşallah. nerde mutlu olacaksam yollarım oraya çıksın, duam bu şu an.

Thursday, November 23, 2006

ben bugünlerde çok yoğunum, yazamıyorum...veeeee

Yaren'in sayfasına da yazamadım. bugünlerdeki uğraşım evrakları hazırlamak, noteri, muhtarı, nufusu...bitmiyorki. bir de içimdeki kararsızlık, o iğne gibi bişey, huzursuzluk...sıkıntı... nolcak benim bu halim. şu evrakları teslim edeyim belki kendime gelirim...Belki.

Saturday, November 04, 2006

Neler oluyor, gerçekten akıl ihsan edilmiş halimizin, bedenimizin farkında mıyız,ruhumuz...peki ya duygularımız???

Haberlere inanamıyorum, başlığını okuyunca gerisinde neler olabildiğini tahmin edebiliyor insan, ne kadar acımasız olabildiğini insanların, ne kadar insani duygulardan sıyrılabildiklerini, ne kadar sahte, ne kadar acımasız, ne kadar insan olmadıklarını, ruhlarının vahşetle kavrulup gittiğini, gerye ise sadece ihtirasla yanış tutuşan bedenlerinin kaldığını grebiliyor insan bu başlıklarda. İnanaıyorum küçücük bir bebeğin bu vahşete karıştırılabildiğine, inanamıyorum bir annenin annelik duygulandan bu kadar sıyrılabildiğine, ruhunu satabildiğine...

Artık ne ne değil aklım şaştı. Kendimi şaşırdım. Bikaç zamandır hiç tat almadığım şeyler oluyor; sadece haberlerde değil gördüklerim, yaşadıklarım duyduklarımdan da ibaret değil. Bende de bişeyler var Tat almıyorum çevreden. Çevremden de.. İnsanların nassıl böyle ikiyüzlü, yalancı olabildiklerine, kendilerine lan saygılarını böylesi yitirmişken nasıl da ortalarda dik yürüyebildiklerinee (boşa dememişler, boş başak di durur diye). Herşey aleyhime sanki zaman bile aleyhime işliyor ve dolayısıla olayları zamana bırakmanın doğru olmayacağını düşünüyorum. Ama müdahale etmeden de duramıyorum. Bıraksam belki akışına farklı olabilir ama ben zamana da güvenmiyorum ki...

İnsanın yanındaki insanlara haksızlık yapması ne kadar da kötüymüş, değer anlama durumu aslında ne kadar da anlamlıymış. Yanlış zaman, yanlış davranışlar, yanlış insan ... Hedefi bulmaya çalışırken ne kadar da dikkatsiz olabiiyormuş insan.

Monday, October 23, 2006

Bayrammmm...

Bayramın o heyecanlı havası yok artık... Gerçi benim için Yaren elimi öptüğünde bir nevi heyecan ortamı doğdu ya; diğer şeyler eskisi gibi değil... Mesela arkadaşlıklar öyle değil, dostluklar da öyle değil... Sevgi bile öyle değil. "Öyle" ne demek? Öyle: Temizlik, anlayış, inanmak, sadelik, ...içtenlik tabi bir de. Bir de dürüstlük. Aklıma gelmezdi bayramlaşmadığımda içimin huzursuz olmayacağı, benle de bayramlaşılmadığında hiç bu kadar rahat olacağım. Neden peki; çünkü içimde yok. Acı ama yok... İçim acımıyor yok...

Monday, September 25, 2006

Minik yavrukuştan uzak kalma fikrine nasıl alışır insan...

Biraz zamanım var, en çok 1 sene kadar...Gitmek için yani... Yurtdışı bursunu kazandım, doktora için ve ben yarı yooo tam bir hüzün halinde hafif depresif biraz da sıkkın ve tat almaz bir durumda dolaşıyorum ortalarda.

Ne olacak şimdi, bu bu bu...Anlatamadığım bir duygu...

Tuesday, September 05, 2006

Yan gelip yatasım var, tatile çıkasım var, uzaklara gidip hemen dönesim var...

Dergiye yazıyı teslim edince büyük de bir yükten kurtulmuş oldum ondan yan gelip yatasım var: Şimdi yeni işler var sırada bekleyen kürsünün projesi mesela. Olsun ama insan yaptığı şeyleri görünce mutlu oluyor, üretmek güzelmiş diyor, ben de bunu yaptım, işte burda da benim adım yazıyor diyor...

Tabi sonbahar havası geride kaldı yaz hızıyla devam ederken ben de yine bir tatil havası esiyor bu aralar. Nedendir insan o tatili bir yıl boyunca bekler ve tatile gidince de bir haftada sıkılıp dönmek ister, uzaklara gitmek bana göre değil galiba...
Free Web Site Counters
Free Web Site Counters
eXTReMe Tracker